<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SesliKamera.Com seslichat seslisohbet sesli chat sohbet turkchat &#187; Hikayesi</title>
	<atom:link href="http://www.seslikamera.com/seslichat/hikayesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslikamera.com</link>
	<description>Seslichat ve Seslisohbet Chat sohbet kamerali organizasyon</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 15:41:56 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Titanic Hikayesi</title>
		<link>http://www.seslikamera.com/hikayesi/titanic-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.seslikamera.com/hikayesi/titanic-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 12:30:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[titanic]]></category>
		<category><![CDATA[titanik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslikamera.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[titanic batarken içinde ingilizler, amerikalılar ve türkler vardır.kaptan 2. kaptan şikayette bulunur
-bunlar gemiyi boşaltmıyor diye
2. kaptan
-ben hallederim der ver oradan ayrılır.
bir süre sonra kaptanın yanına gelir ve gemiyi boşalttığını söyler. hayretler içinde kalan kaptan şaşırır ve nasıl yaptığını sorar. 2. kaptan sakin bir şekilde anlatır.
ingilizlere
-siz ölmeyi hak etmiyorsunuz çünkü sizler çok asil bir milletsiz dedim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>titanic batarken içinde ingilizler, amerikalılar ve türkler vardır.kaptan 2. kaptan şikayette bulunur<br />
-bunlar gemiyi boşaltmıyor diye<br />
2. kaptan<br />
-ben hallederim der ver oradan ayrılır.<br />
bir süre sonra kaptanın yanına gelir ve gemiyi boşalttığını söyler. hayretler içinde kalan kaptan şaşırır ve nasıl yaptığını sorar. 2. kaptan sakin bir şekilde anlatır.</p>
<p>ingilizlere<br />
-siz ölmeyi hak etmiyorsunuz çünkü sizler çok asil bir milletsiz dedim ve tüm ingilizler denize atladı, amerikalılara soğuk su sağlıklı yaşam için çok faydalı dedim tüm amerikalılar atladı der<br />
kaptan burada araya girer<br />
-peki türkleri ikna etmesi zordur onları nasıl ikna ettin der.<br />
2.kaptan hafif bir tebessüm ile<br />
-en kolay onlar oldu zaten denize girmek yasaktır dedim hepsi denize atladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslikamera.com/hikayesi/titanic-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sehidimin kabrini Ariyorum</title>
		<link>http://www.seslikamera.com/hikayesi/sehidimin-kabrini-ariyorum/</link>
		<comments>http://www.seslikamera.com/hikayesi/sehidimin-kabrini-ariyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:12:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslikamera.com/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[Bu bir fıkra yada masal değil bu gerçek acı bir gerçek. lütfen okuyun ve destek verin. bu yazıyı yazan bir çanakkale şehidinin torunu. çanakkale gezimizde dedesininin, değil kabrini adının yazılı olduğu bir taş parçası bile bulamadık. bunun yanında anzakların isimlerini ve mezar taşlarını teker teker gezip okuyabildik. dikkatinizi bir şeye çekmek istiyorum burası TÜRKİYE. orada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu bir fıkra yada masal değil bu gerçek acı bir gerçek. lütfen okuyun ve destek verin. bu yazıyı yazan bir çanakkale şehidinin torunu. çanakkale gezimizde dedesininin, değil kabrini adının yazılı olduğu bir taş parçası bile bulamadık. bunun yanında anzakların isimlerini ve mezar taşlarını teker teker gezip okuyabildik. dikkatinizi bir şeye çekmek istiyorum burası TÜRKİYE. orada mezar taşlarını kolayca bulmamız gereken şehitlerin uğruna can verdiği ülke.</p>
<p>Soğuk bir Mart günü&#8230; Çanakkale, Gelibolu yarımadası&#8230; Binlerce askerimiz, şehidimiz Gelibolunun çeşitli yerlerinde yatıyor: Anafartalar&#8217;da, Bomba Sırtında, Ertuğrul, ;Ölüm(morto) Koyu&#8217;nda, Kanlı Sırtta, kısaca Yarımadada bastığımız her yerde&#8230; Hâlâ topraktan şehitlerimize ait kemiklerin çıktığı söyleniyor.</p>
<p>Yurdun hemen hemen her yerinden gelen ziyaretçiler&#8230; Kimi şehit dedesini, bir yakınını aramak, kimileri ise şehitleri yâd etmek için, dua etmek için gelmişler&#8230;</p>
<p>Şehit dedesi, bir yakınını veya hemşerisini arayanlar hayal kırıklığına uğruyor; zira bizim şehitlerimizin bırakın doğru dürüst bir kabri, yapılan çeşitli anıtlarda, yazıtlarda ismi bile yok, esamesi okunmuyor. Kimin nerede yattığı, ne oduğu belli değil.</p>
<p>Anadolu&#8217;nun bağrından kopup anasını, babasını, eşini, çocuğunu, gençliğini terk edip &#8220;Vatanım namusum elden gitmesin&#8221; diye burada şehit düşen 253 bin Mehmetçik maalesef -bazı istisnalar hariç- KAYIP !<br />
Çok hazin bir tablo !</p>
<p>İngilizler, ilk anıt mezarlığını 1927 yılında yapmışlar ve Lozan&#8217;da buraların koruma altında olması için madde koydurmuşlar. Fransızlar ise 1930 yılında Ölüm Koyu&#8217;nda ölen askerlerinin mezarlarını yeniden tespit edip buradaki 2236 askerin adlarını yazmışlar. Avusturalyalılar, Yeni Zelandalılar, hepsinin buralarda anıt mezarlıkları var. Nerede askerleri çarpışmış ve ölmüş ise bu askerlerini topraktan çıkarıp kimlik tespiti yaparak defnetmişler, mezarlıklar yapmışlar üstelik bakımlı ve düzenli. Ölen askerlerin isimlerini de tek tek yazmışlar.<br />
Binlerce kilometre ötelerden Yeni Zelanda&#8217;dan, Avusturalya&#8217;dan,</p>
<p>Fransa&#8217;dan, İngiltere&#8217;den, kalkıp gelen biri, buradaki dedesinin, akrabasının<br />
nerede yattığını görebiliyor. Ne güzel bir vefa örneği!</p>
<p>Ya biz? Conk Bayırı&#8217;nda Anzak askerlerinin isimlerinin yazıldığı anıt mezarlarının yanında bulunan şehitlerimizin kemikleri, 1985&#8242;te yoplkanıp hepsi bir mezara koyulmuş, tek bir mezara toplu halde&#8230; Burada kimin yattığı belli değil, isim yok (!)</p>
<p>1997&#8242;de yapılan 57. Alay şehitliği ve 1993&#8242;te yapılan Sargı Yeri Şehitliği ile Nuri Yamut Anıtı&#8217;ndan başka kabrimiz, şehitliğimiz yok !<br />
Bunun dışında 1954 yılında yapımına başladığımız 1960 yılında kısmen, güç bela tamamlanan, 2004 yılında yeniden restore edilen Hisarlık Tepesi&#8217;ndeki anıt. Ayrıca bazı heykeller, yazıtla&#8230; Yarımada&#8217;nın her yerine birer heykel, yazıt yapmışız.</p>
<p>Fakat hiçbiri kabrin yerini tutmuyor. Kabir bir başkadır bizim kültürümüzde. Kabirde manevi bir hava olur daima. Kabir ziyaretlerinde dualar okunur, kur&#8217;an okunur&#8230; Anadolu&#8217;daki kabir ziyaretleri de böyledir.</p>
<p>Binlerce kilometre dedesini veya bir yakınını görmeye gelen İngilizler, Fransızlar, Avusturalya ve Yeni Zelandalıların bu imkânı varken, ben kendi yurdumun sınırları içindeki yerde şehid dedemin yattığı yeri göremiyorum!<br />
Bırakın kabrini, yazıtlarda ismine bile rastlayamıyorum!<br />
Nerede benim şehit dedemin kabri?<br />
Doksan yıl geçmiş. Şimdiye kadar buradaki şehitlerin yattığı yerler tespit edilip tıpkı İngilizler, Fransızlar ve Anzakların yaptıkları gibi, mezarlıklar, şehitlikler yapılamaz mıydı?<br />
Birkaç heykelle, anıtla, göstermelik şehitlikle bu suç örtbas edilebilir mi?</p>
<p>Şehitlerin değil ama bizim bu kabirlere ihtiyacımız var. Hemde çok! Yeni neslin; çocukların, gençlerin ihtiyacı var.<br />
En çok ihtiyacı olanlarda devletin yönetimine talip olanlar, devleti yönetenler. Onların bu görevlere gelmeden önce muhakkak &#8220;ÇANAKKALE RUHU&#8221; nu anlamaları lâzım. Çanakkale&#8217;yi yaşamaları, Çanakkale&#8217;yi görmeleri lâzım.</p>
<p>Zararı trilyonlara varan KİT&#8217;lerin lojmanlarını, hatta en gözde turistik yerlerde bu kurumlarda çalışanlar için yaz kamplarını eksiksiz yapan bürokrasimiz, &#8220;devlit-i âlimiz(!)&#8221; bu kabirleri şimdiye kadar -herhalde parasızlık sebebiyle, belki de başka bir sebeple- niye yapmamışlar? Bunda bir kasıt mı var?</p>
<p>Hadi devletimiz yapamadı diyelim. Pekiyi nerede bizim sivil toplum örgütlerimiz? Nerede iş adamlarımız? Nerede vakıflarımız? Nerede bu millet? Nerede, nerede? Bunun maliyeti nedir ki?</p>
<p>Yazık, hemde çok yazık! Bu ayıp bir an evvel düzeltilmelidir. Şehitlerimize saygı ve minnet borcumuz var. Bunu herkesin bilmesi lâzım, bu saygısızlık ve vurdumduymazlık için utanıyorum, haykırıyorum!<br />
Şehidimin kabrini arıyorum!<br />
Nerede benim şehit dedemin mezarı?</p>
<p>YAZAN :   ENGİN ÖMEROĞLU<br />
Erbil sancaktar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslikamera.com/hikayesi/sehidimin-kabrini-ariyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tuzlu Kahve</title>
		<link>http://www.seslikamera.com/hikayesi/tuzlu-kahve/</link>
		<comments>http://www.seslikamera.com/hikayesi/tuzlu-kahve/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslikamera.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.
Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.<br />
Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi.. &#8220;Ben artik gideyim&#8221; demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..<br />
&#8220;Bana biraz tuz getirir misiniz&#8221; dedi.. &#8220;Kahveme koymak için..&#8221;<br />
Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..<br />
Kahveye tuz!..<br />
Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye basladi. Kiz, merakla &#8220;Garip bir agiz tadiniz var&#8221; dedi..<br />
Delikanli anlatti:<br />
&#8220;Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki..&#8221;<br />
Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden çok duygulanmisti.<br />
Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..<br />
Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi.. O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii.. Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.<br />
&#8220;Ölümümden sonra aç&#8221; diye bir mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle diyordu, satirlarinda..<br />
&#8220;Sevgilim, bir tanem..<br />
Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken &#8216;Tuz&#8217; çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim.<br />
Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..&#8221;<br />
Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.<br />
Lafi açildiginda birgün biri, kadina &#8220;Tuzlu kahve nasil bir sey&#8221; diye soracak oldu..<br />
Gözleri nemlendi kadinin..<br />
&#8220;Çok tatli!..&#8221; dedi..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslikamera.com/hikayesi/tuzlu-kahve/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
